• Dolar Alış 6.8741TL
  • Dolar Satış 6.8466TL
  • Euro Alış 7.7564TL
  • Euro Satış 7.7255TL

ABD Tarihine Damga Vurmuş Girişimcilerde Bugün: Howard Schultz

Bir dünya markası haline gelen Starbucks nasıl bu kadar büyüdü? Gelin Howard Schultz ve Starbucks’ın hikayesini hep beraber inceleyelim.

Yoksul bir ailenin en büyük çocuğu olarak dünyaya gelen Howard Schultz, okul masraflarını çalışarak karşılamıştı. Brooklyn’de başlayan hayatı Seattle’da değişmiş, futbol bursu ile Kuzey Michigan üniversitesine girmişti. 1975 yılında oldukça zorlu koşullarda mezun olmuştu. Ardından XEROX şirketinde satış temsilciliği yaparak pazarlamacılık deneyimini artırdı. Hemen ardından ise mutfak gereçleri pazarlayan İsveçli Hammer Plast şirketine  geçti. Bu şirkete geçişiyle birlikte kahve tutkusu ve Starbucks hayatına girdi.

Bir gün Seattle’da kahve çekirdeklerini öğütüp, taze kahve satarak sürekli kahve makinesi siparişi veren Starbucks isimli bir dükkan ilgisini çekti ve Seattle’a geçti. Onu cezbeden şey aslında kahvedeki efsuni koku olmuştu. Kahvecinin sahipleriyle iletişimini güçlendiren Schultz, bu ekibin içinde olmak için çok uğraştı. İlk kurucuları, şirketin ruhuna bağlı olmaları ve muhafazakar bir tutum sergilemeler, Howard Schultz’ı vazgeçirmemiştir. Kariyerini, yıllık 75 bin dolarlık gelirini, arabasını, yaşadığı şehri ve birçok şeyden feragat etmeyi göze alan Schultz, uzunca bir süre reddedilmişti.

Sonunda emeline ulaştığında ise şirkette pazarlamadan sorumlu yönetici olarak çalışmaya başladı. Bir yıl sonra ise Starbucks sahipleri Schultz’ı pazarlama müdürü olarak işe aldı. İşte Starbucks’ın hikayesi de tam da burada başladı. Starbucks o zamanlar sadece taze kavrulmuş kahve çekirdekleri satmaktaydı. Henüz o bildiğimiz haline gelmemişti.

Howard Schultz, Starbucks’la tanıştığı ilk andan itibaren iyi kahvenin yalnızca kısıtlı bir çevrede kalmaması gerektiğini düşündü ve özellikle Amerika’nın da bu tadı bilmesi gerektiğinin planlarını yaptı.

İtalya’ya yaptığı iş gezisinde, gördüğü ve tecrübe ettiği kahve kültürü onu derinden etkiledi. İyi kahvenin yayılması planlarının birkaç üst seviyeye taşıdı ve bugünkü Starbucks’ın temellerini aklında şekillendirdi. İtalya’da küçük dükkanlarda satılan espressonun tadı ve mekanı saran buram buram kahve kokusu onu adeta büyüledi. Amerika bu sıralarda henüz espressonun tadından habersizdi ve Schultz bunun iyi bir fırsat olduğu düşüncesiyle Seattle’a geri döndü. Planları espresso ve çeşitlerini Starbucks’ta hazırlayıp müşterilere sunmaktı. Ortaklar ise oranın bir kafeterya olmadığını yalnızca kahve çekirdeği satan bir dükkan olduğu konusunda ısrarcılardı.

Sürekli bu iş fikriyle yanıp tutuşan Schultz ise birkaç ay sonra Starbucks’tan ayrılıp kendi işini kurmaya karar verdi. Bu konuda eski ortaklarından da destek aldı ve br yıla yakın eşi Sheri’nin maaşıyla geçindiler. Bu sırada da Howard Schultz, fon toplamaya çalıştı ama nihayetinde ona ve vizyonuna birçok insan inanmaya başladı. İnanılmaz derecede zor ve heyecan verici bir dönemin ardından 1987 yılında Il Giornale adında 3 adet espresso barları oldu.

Aynı yıl Starbucks ortakları şirketi satma kararı aldılar. Satış kararını duymasıyla birlikte gözünü hiç kırpmadan Starbucks’ı 4 milyon dolara satın aldı. Il Giornale tarihe karıştı ve şu an neredeyse tüm dünyaya yayılmış olan Starbucks markası giderek büyümekte.

Schultz en büyük prensibini ise şu şekilde dile getirir:

“Biz bir marka yaratmak için çaba harcamadık. Hedefimiz kaliteli ürünleri ve tutkulu çalışanları ile tek bir amaç için ayakta duran iyi bir şirket yaratmaktı.”

Starbucks bugün 65 ülkede 21.000’in üzerinde mağazasıyla tüm insanlara kahve deneyimi yaşatmakta ve geliri 24,71 milyar USD.

 

 

AmerikadaBugun.com

Tuğçe Coşkun

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN